Avrupa Komisyonu’nun 4 Kasım 2026’da kamuoyuna açıkladığı Türkiye Raporu’nda, Ankara ile Brüksel arasındaki görüş ayrılıkları dikkat çekti. Raporun Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’ye ayrılan bölümlerinde Türkiye’nin bölgedeki diplomasisi, askeri adımları ve enerji projeleri ayrıntılı biçimde ele alınırken; Ankara yönetiminin tutumunun Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri ve AB müktesebatı ile uyum sağlamadığı savunuldu. Türkiye ise Dışişleri Bakanlığı kanalıyla verdiği yanıtta, raporun Rum tezlerine hizmet eden tek taraflı bir yaklaşımla hazırlandığını bildirdi.
Raporda Türkiye’nin Kıbrıs’ta iki devletli çözümü savunmaya devam etmesi ve “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanımaması temel eleştiri konusu yapıldı. Komisyon, bu yaklaşımın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla çeliştiğini vurgulayarak çözümün BM parametreleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
AB, adada meşru muhatap olarak yalnızca “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıdığını hatırlattı. Ayrıca Türkiye’nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi uluslararası platformları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) meşrulaştırılması amacıyla kullanmasını eleştirerek Ankara’ya müzakere zeminini zorlaştıracak tek taraflı adımlardan kaçınma çağrısında bulundu.
Raporun ekonomi ve enerji bölümlerinde, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında Temmuz 2026’da imzalanan deniz altı doğal gaz boru hattı mutabakatına dikkat çekildi. Anlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin onayı ve rızası alınmadan hayata geçirildiği kaydedildi.
Bunun yanı sıra, Yunanistan ile Kıbrıs arasındaki Great Sea Interconnector (GSI) deniz altı elektrik bağlantısı projesine ait araştırma faaliyetlerinin Türkiye tarafından engellendiği ifade edildi.
Komisyon raporunda Türkiye’nin Kıbrıs çevresindeki askeri varlığına, tatbikatlarına ve Lefkoniko (Geçitkale) ile Boğaz’daki üs geliştirme çalışmalarına geniş yer ayrıldı. Öne çıkan değerlendirmeler şu şekilde sıralandı:
Avrupa Komisyonu’nun değerlendirmelerine Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanlıklarından tepki geldi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, raporun AB’nin ön yargılı tutumunu ve Rum-Yunan ikilisinin maksimalist tezlerine verilen desteği yansıttığını belirterek eleştirileri reddetti. Rum tarafının tutumunu benimseyen AB’nin çözüm sürecine katkı sunamayacağı vurgulanan açıklamada, Ankara raporda piyasa ekonomisi ile savunma ve tedarik zincirlerindeki rolüne yapılan olumlu atıfları kayda geçirerek Gümrük Birliği’nin güncellenmesi beklentisini yineledi.
Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada Türkiye’nin değerlendirmelerine tam destek vererek rapordaki ithamları reddetti. AB’nin 2004’ten bu yana Rum tarafının tezlerine destek vererek taraflı davrandığı belirtilirken, Kıbrıs Türk halkına izolasyon uygulayan bir kurumun yapıcı katkı veremeyeceği ifade edildi. Açıklamada, adada adil ve kalıcı bir çözümün ancak iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkün olacağı vurgulandı.
Avrupa Komisyonu 2026 Türkiye Raporu: https://enlargement.ec.europa.eu/turkiye-report-2026_en