Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Uzunca sayılabilecek bir süredir dünya genelinde neoliberalizmden, aşırı sağdan, ırkçı-milliyetçilikten yana esen rüzgarlar dinmeye, “sol”a doğru esmeye başladı mı? Bu soruya bugünden kesin ve net bir yanıt vermek için henüz erken. Ancak, havada değişimin olmaya başladığına dair güçlü sosyal hareketler, arayışlar ve ibareler var.
Brezilya’da ilk turu önde bitiren aşırı sağcı Flavio Bolsonaro’nun ikinci turda İşçi Partisinin Lideri Lula’ya karşı kaybetmesinden on gün sonra, bu kez Bolsonaroların en büyük destekçisi Trump, ara seçimleri açık arayla kaybetti.
Benzer bir havanın Avrupa’da da esebileceğine dair güçlü veriler var. Fransa’da lise öğrencilerinin başlattığı mücadele bütün kıtayı sardı. Sendikalar dün greve çıktı. Eylemler devam ettikçe sistem partileri ve güvenlik birimleri işçi ve gençlik hareketine karşı pervasız bir tutum almaya başladı.
Avrupa’daki siyasi havanın hangi yönde güçlü eseceği konusunda önümüzdeki yıl Fransa ve İtalya’da yapılacak seçimler adeta “milat” olacak.
Sokakta yükselen toplumsal mücadele bu arada Belçika ve Hollanda’da neoliberal saldırı püskürttü. Hollanda’da yeni bütçe adı altında hazırlanan sosyal saldırı planı, yaz öncesinde başlayan gösterilerin ardından eylül ayında “orta-sağ” koalisyon hükümeti planı geri çekti.
Özetle artan hayat pahalılığı, enflasyon, fahiş enerji fiyatları, yüksek kiralar, düşük ücretler, savaşa ve militarizme ayrılan devasa bütçeler ABD ve Avrupa’dan başlayarak dünyanın dört bir yanında yeni sosyal mücadelelere kapıyı aralamış durumda. Biriken öfkenin bütün sorunların anası sayılan kapitalist sisteme yönelmesi zaman alabilir.
Yücel Özdemir’in yazısı